30 Temmuz 2018 Pazartesi

39


enayice de olsa zamanı tanımlamaya çalışmışız yüzyıllardır. dünyanın  güneşin etrafında dönmesi ni esas alalım, onu da beceremeyelim, artık yıl falan? başlangıcına isa doğunca diyelim mi mesela? yok yok 6 gün sonra?? öncesini napıcaz? geriye sayalım??? her tarafı saçmalık..

velhâsıl-ı kelâm, 39 yıl önce bu gün, yine bi pazartesi, saat 16:30 sularında, hicri takvime göre ise 5 ramazan 1399da dünyaya gelmişim. ona göre 40 yaşındayım demek? çin takvimine bakmadım.; at mı yılı?
ya ben? benim takvimim? ben aşkın etrafında döndüm aklım yettiğinden beri ve hiç beceremediğimdendir, ben hiç büyümedim. şaşkınım biraz o yüzden, sıkıştığım bu yaşlı, bu yalnız bedenden. kızgınım biraz, kırgınım çok..

bilmem kaç canın olan oyunda ölüp de “insert coin” gibi değil çünkü, mezuniyeti erteleyip aynı dersi defalarca almak gibi şansın yok, ya da unuttuğun, hatırlayamadığın sayfalarını bir kitabın tekrar okumak gibi...

oyun değil ki yaşamak!

suya dokunmak gibi.
dokunduğun yerden yayılan dalgalar,her seferinde daha büyür gibi ama aslında hep azalarak.. kayboluyor işte. tekrarı yok. izi yok.  gördüğün anda, gördüğün kadarı ile kalakalıyorsun. başka?
başka yok..

bu değersizliğe biçilen değerler ne saçma.? ve belki çok kırıcı bunu dillendirmek ama;

oyun kadar bile değil ki yaşamak...

15 Temmuz 2018 Pazar



akıl kocaman, akıl çok büyük, akıl çok fazla ufak tefek mutluluklar almak için. karışmayın aklını bozduranlara, bozukluklarla küçük anlar, küçücük anılar almaya razı olanlara.. aklınıza mukayyet olun da akla esir olmayın! aşka teslim olanlar anlar, aşkolsun...
15.07.2018 ateşustası, ankara.