20 Nisan 2018 Cuma

konuştuğumuz bu dilde bence edilmiş en acaip sözler döküldü dilimden durupdururken, kendi kendine,  kendi kendime, bu gece,. etrafında dolaşıp durup durdum satırlarca, sayfalarca, sonra ne gerek var ki dedim, söylenmiş sözlenmiş zaten..
dokunmadım kıyamadım...

"... köpek gibi bir yalnızlık.." c. adrian.
https://www.youtube.com/watch?v=oXrCX9bgTz8

".. aptal gibi yaşlanmak.." o. bayülgen
https://www.youtube.com/watch?v=rStOz1sYXek

27 Mart 2018 Salı

yağmurun bile...

eğri büğrü parmaklarıma bakıyorum, kırış buruş ellerime, tütün sarısı kokan, saatlerdir hem de.. saatlerin lafı olmaz ki aslında günler-haftalar-aylar ve yıll geçti de, hâlâ aklımdan çıkmıyor;
yumuk ellerin...

26 Mart 2018 Pazartesi

beceremedin

çok şey istemedim,
sevilmek istedim çok,
çok istedim sevilmek,
..
beceremediniz!

18 Mart 2018 Pazar

göğe bakalım! mı?

"Güneş’in 1.4 katı kütleye sahip, F tipinde bir yıldız. Kütlesi fazla olduğu için de ışıma gücü Güneş’ten 7 kat daha fazla. Yalnız başına bir yıldız olarak görülse de, "o" bir çift yıldız sistemi. Yanıbaşında, ortalama 2.2 milyar km uzağında bir beyaz cüce eşi var. Çoktan ölmüş ve soğumaya yüz tutmuş bu eşi ile birlikte, ortak bir kütleçekim merkezi etrafından dönüyorlar. Soğumaya yüz tutmuş dediğimize bakmayın, bu beyaz cücenin yüzey sıcaklığı Procyon’dan daha fazla. Ancak, bu sıcaklık bir beyaz cüce için oldukça az sayılabilir. Dolayısıyla bu beyaz cücenin birkaç milyar yıl önce ölmüş bir yıldızın kalıntısı olduğunu düşünebiliriz..."

tebrizin güneşini bulan âleme ışık olmuş? birbuçuk kat fazlasını, 7 kat parlağını bulmuşum şark'ta, belki ondan kör oldum, belki ondan yanıldım, belki o yüzden yandım.. beceremedim; 
unutmuşum milyar yıl önce öldüğümü, bilmezmişim ben; beyaz cüceyim...sen bakmayınca ben yok gibiyim, bir milyar yıldır ölü gibi, ama  bi milyar yıl daha yanında kalacağım, sönene kadar önce bulut sonra yok olana kadar.. demedim mi, sana bakan her göz ikimizi görür aslında, yanyana... 
sen bensiz nasıl görüyorsun şimdi kendini? sen kendine bakmaktan vaz mı geçiyorsun? sen bırak beni, bakmasan da kendine, sen parlamaktan vazgeçebileceğini mi sanıyorsun?
.
.
.
yapma


15 Mart 2018 Perşembe

kimsenin önünde diz çöküp tek taş vermedim de
dizlerinin dibinde gözümden tek damla yaş verdiğim...

12 Şubat 2018 Pazartesi

11 Şubat 2018 Pazar

kaç kadının aklında?
kaçının kolunda,
kaçının koynunda,
kaç kadının içinde
                   izinde
                   gözünde
                   gönlünde
                   göğsünde
bilmiyorumm ben bir iz bıraktım mı birinde bile? hiç bir kadın diğerine benzemez ama, her kadında bi iz buldum senden. kaç kadına kaç afilli söz bıraktım da; hepsi başka bir birinden, ve hepsi hep ve illâ senden bahseden...
19.04.2017
aklım..
aklımdasın!
ya da aklım sende.?
aklım;
aklım başımda değil..
aklını ev bilmiştim
evsiz barksız, kayıp..
benim, aramaya dermanım yok.
aklını başına al;
gell..
aklımı da al;
gell..
19.05.2017

5 Şubat 2018 Pazartesi

sesin

ellerin korkar da; sesin bari dolaşsın saçlarımda, gözlerin utanır bakmaya, kapatayım gözlerimi; sen ne olur bak ama,. dudakların değemez ya; nefesin dokunsun boynuma. biliyorum hiç girmeyeceksin koynuma,? seninle değilse bırak sesinle sevişeyim.. ne olur bir şey söyle; hadi bir şey anlat bana.
bana bir masal anlat. başını hatırlamayacağım, sonunu duymayacağım, derin bir uykuya dalacağım bir masal anlat bana..
bi daha uyanmayayım...

23 Ocak 2018 Salı

bi orman

sen bi ormana bakınca sayısız ağaç görürsün yanyana, yanındakinden mesut, yanındakiyle kocaman, bi orman düşün küçüğüm.. ama onu orman yapan her ağaç sayısı kadar ağaçlar ölmüştür orada..
ağaçlar insan gibi değildir, bi ağaç bilmez öldürmeyi aslında. belki bizim duymadığımız bi yas tutarlar aralarında da.. bi ormanda kaç ağaç varsa; o kadar ağaç ölmüştür orada .çünkü hiç bi ağaç başka bi ağacın gölgesinde büyüyemez küçüğüm. ve hiçbir ağaç bilmez küçücük başka bir ağacı öldürdüğünü, hiçbiri bilmez gölgesi olduğunu bile zaten..bi orman, adı tekil, kendi çokluk olan, bi orman, sayamayacağın kada ağacın olduğu, sayamadığın ağaçların dostluğu, ve her orman, yaşadığı kadar katildir aslında...

18 Ocak 2018 Perşembe

az önce bi kelâm hediye ettim bi adama ve bi kadına..
sözlerim yolunu kaybetti sen olmayınca! bi yanım çok acıo senin sözlerin gibi  geliyor ağzımdan çıkan her söz ve sanki onu başkalarına vermek günah gibi..ve sen duymuyorsun ya? oysa ben her gördüğümü, oysa ben  her duyduğumu ve ben her sözlediğimi aynı anda sana anltıyorum aslında. hani anlatmıştım da sana; sen de aynısını yapana kadar nasıl olduğunu anlamamıştın ya??
balık ekmek?
sen hala aklımdasın, aklını ev bildiğim...aklından kovduğun; gitmedim!
anlatamam; anlarsın? ahhh olsan burda? olsan ki senin olman mesafelerden ve zamanlardan başkadır ve senn,  benim zavallı aklıma göre zaten sen hep yanıbaşımsındır!
ve aslında senin "soluna" benim sağıma dönüp bakmamız kadar yakındır. DÖNMEDİN...
gece, gündüz, rüyanda, haberin olsa da olmasa da, ben her soluğunu dinledim de; sen soluna dönmedin...
dönmedin; soluna, soluğuma...
dön gel...

15 Ocak 2018 Pazartesi

https://www.youtube.com/watch?v=frs-HMHRc7g

derler ya eli elime değmedi! doğru bi yerde dedikleri haliyle.. de
ahh ben hiç bırakmadım ki yumuk ellerini, gözün gözüme değdi değeli...
sahi kaç gün oldu? elin elime, gözün gözüme değmeyeli...
şimdi kızacaksın rüyana gireceğim, uyuduğunu görür mü insan? olmaz ya ama sen , sen bileceksin, habersiz, selamsız, destursuz.. ben geldim , gene geldim.. hergece her seferinde hem uyurken uyuduğundan haberin bile yokken geldiğimi bilmeni sen de anlamayacaksın, kızacaksın; saçını koklayıp  gittiğime, her seferinde penceren açık mı kaldı diye bakacaksın uyanmadan, bilmez gibi ben olduğuğumu ve bi rüzgar saçını okşamış gibi  yapacaksın canım gözlerini geri kapatacaksın sanki hiç rüzgara sarılmak istememiş gibi. inadına dönmeyeceksin soluna bakarsan beni göreceğini bildiğinden, bana hiç rüüzgar dememiş gibi. odanda neden rüzgar estiğini düşünememeye çalışarak sımsıkı kapatacaksın gözlerini, o rüzgar saçına dokunmamış gibi, o rüzgar ve her rüzgar ben değilmişim gibi.
seni hiç saçından öpmemişim gibi...
bi daha uyuyacaksın, uyurken aslında.. hiç ben hiç yok yok hiç kıyamam da bi damla dökeceksin caanım sağ gözünden sadece hiç hatırlamayacağın bi damla uyandığında.. bi daha uyanacaksın hatırladığın bi uykusuz geceden; bütün gece yanında olduğumu bilmeden... mümkün değil de bilmemen..
o derin nefesin var ya sanki yüzyıllar sonra ilk defa içine çeker gibi aldığın o derin nefes bi benimle aldığın..
o nefesi çektiğin an hatırlayacaksın! ahh şimdi anlayacaksın gecene rüyana uykuna aklına geldiğimi...
ne zaman anlayacaksın hiç ama hiç gitmeyeceğimi....

26 Aralık 2017 Salı


kış...

üşüyen adam sevmez kışı. "büyümek hep üşümektir" diyen büyüdükçe daha da sevmez. kışı, büyümeyi, üşümeyi. hele hele büyümeyi! sevmezz yalnız olan. büyümek birleşmektir başkaları ile, artmak, çoğalmak. ard arda defalarca başkaları gidince yıllarca ve devamınca.. o büyümek olmaz ki küçüğüm, yaşlanmak denir belki ona. yaşlanmak ne kötü?
seninle büyümek istedim küçüğüm.artmak, çoğalmak olmadığım kadar kocaman olmak. ve hep benim küçüğüm ol istedim.birlikte "büyük"ten de fazla, adı konulmaz, tadı bilinmez, akıl alınmazz olacaktık?!..
".. gittin küçüğüm.." hani o bi arkadaşın açınca telefonunda o çok eski şarkıyı, gözlerinden akıvermişti ya, damla damla.. o şarkı gibi gittin.. gözlerimden değil sadece iç organlarımın hepsinden damla damla döktüm, yok yok gittiğinde değil, daha gitmek aklına geldi diye.. aklından geçince bile.
o kışşş?! o kıştan sonra ne bahar geldi, ne yaz, sonbahar zaten sarısız, kızılsız, renksiz, sanki yapraklar bile dökülmedi dalından, sahi nereye kayboldu o yapraklar? ne oldu maviye? göğe ne oldu? göğe bakmak!!!! ah eziyet şimdi, işkence...
bi plak, bi penbe-mor meze, bi duble vardı hatırladığım, arada geçen zaman nerede? kim içti? dublelerce-litrelerce-gecelerce..
ne oldu?
o hatırlamadığım aylarca?  bilmiyorum...
üşüyorum küçük!! çok.
bi bildiğim üşüdüğüm.
hani beyaz gömleğimle gece yarısı, (çünkü daha çok beyaz giymelisiniz demiştin), soğukta donakalamıştım ya "o" apartmanının önünde, üşümek neyse de sen gidecektin? dişlerim birbirine vururken hani tüm gecenin en güzel kısmında, vedalaşırken; ahh o sana sarılma vaktinde, .. o sefer, bi sefer de olsa titrerken ben kollarını korkakça doladığında, bütün kalkanlarını, bütün duvarlarını ve tabularını, yasaklarını, korkularını saniyenin bilmem kaçta kaçı süre unuteverdiğinde..
sarıldığınn gibi... bi daha sarılsan diye;..
bekliyorum..
bekliyorum 703 km uzakta, başka bi sokakta, hem aslında sen bikaç yüz km daha yakında iken ve benden hiç bu kadar uzak olmamışken, ..
titriyorum.
simsiyah boğazlı kazak (boğazlı kazak sevmediğini söylediğin geliyor aklıma başka bi adama) üzerinde siyah yün hırka ve siyah palto hatta, ama hala, ama çok ve kappkara üşüyorum küçük!
sarılmayacaksın biliyorum.
ne kadar örtünsem, ne kadar bürünsem, ne kadar saklanasam geçmeyecek. bu üşümek değil yok değil büyümek de değil bu, buyaşlanmaktan bile beter..
ben günde kaçkere..
haberin var mı ben ..?
ben ölüyorum küçük.!
bi daha, bi daha, bi daha, bi daha...hergün kaç defa??
...
ve sen gelmeyeceksin ya?;
kış gitmiyor,
ÜŞÜYORUM....!

19 Aralık 2017 Salı

geçmem

ben sana seni bir milyon yıl seveceğim dedim ya.. becerebilirim demedim ki..?! sen benim seni sevmemi sever misin? düşünmedim ki.. sen bilirsin, bilir misin sen? senin beni sevdiğin gibi; kimmsenin sevmediğini beni, hiç bir kadının hiç bir erkeği... bilmez misin? öyle olmasa ben sana seni bir milyon yıl  seveceğimi söyler miydim?

sen geçtin diye, ben vaz geçer miyim??

14 Aralık 2017 Perşembe

artık sana hiç benzemeyen bi kadına ve hatta bi adama bakarken bile seni hatırlıyorum..
nasıll bi özlemekse...

10 Aralık 2017 Pazar

"yalnız"? bu bir kelime isim, sıfat, edat, zarf, bağlaç olabiliyor. ironik bi şekilde yanındaki kelimelere bağlı nasıl adlandırıldığı. yalnızken "yalnız" ne bilinebiliyor ne olduğu, ne anlatılabiliyor, ne anlaşılabiliyor... şimdi hiç bir işe yaramazken ben, hiçbir şey olamamışken yalnız da mı değilim o zaman? her bakanın her yakınıma sokulanın başka başka bildiği, bulduğu, zannettiği.. ama bi benim bulamadığım ben? yoksa ben miyim en yalnız ?

30 Kasım 2017 Perşembe

ben seni çizmeye çalışmadım
hiç
ben seni çözmeye çalışmadım
hiç
ne benim kalemim  yeter seni çizmeye, ne benim aklım yeter seni çözmeye. çok azdır da haddimi bildiğim, ben seni bildiğim gibi hiçbir şeyi bu kadar iyi bilmediğim içindir belki; senin karşında bu çaresizliğim.senin haberin bile yokkken aklından geçtiğinin, aklına bile getiremediklerini, aklının ötesinden alıp getirip küçücük avuçalrına bıraktığımda dudaklarının kilitlendiği, caanım gözlerinin o benim caanım gözkapaklarınla yarısı kapandığında, aşağı, masa sehpa ya da ne varsa orda ona bakar gibi ama aslında asırlarca uzaklara gittiğinde..beklememiş miydim seni? herhangi bi göze bi kaç saniye, bize göre yüzyıllarca süre? gitmek! gitmek kolay küçüğüm başkalarınca ve biz uzun uzun konuştuk bunu aslında başkalarına aldırmayarak hatta kaçmalara  kızarak, kolaylara küfürler savurarak.. sen şimdi kolay" diye gittin ya? ne kadar?? diyelim ki yüz yıl kilitlendi dudakların, bi yüzyıl kapattın ışık ışık gözlerini?.. diyelim ki ben zaten yaşlıydım, diyelim ki ben öldüm; bi daha? çünkü ben insan suretiyle kaç kez geldim de çün kü ben kaç yüzyıl yaşadım da, çünkü ben ölmeyi seninle öğrenmiştim.. hadi diyelim bi yüzyıl daha? bensiz. boşvermişsin mesela? parantez içinde ve sonunda ünlem işareti ile hepsi de tırmak için de ... İYİ sin..
mutlu..
ben sensiz, bi gün olamaz da yanında olmadığım; ben yakınında olmadığım hergünü saydım. şimdi iki yüzyıl geçti ise sesini duymadığım, yumuk ellerini tutmadığım, teline kıyamdığım saçlarını koklamadığım,. iki koca yüz yıl...
hadi inat ettin? edersin, inadın ne garipitr? bi iki yüzyıl daha beni senden seni benden bizi bizden mahrum ettin. dört yüzzz yıl etti küçüğüm; benim için dört bin yıl senin için canımm gözlerinin sol aşağı baktığı ve "müjgan" en güzel görünür o zaman bi kuğu sızısı bi göze böyle yakışır, o senin gözlerini kırptığın saniyenin bilmem kaçta kaçına kaç hikaye, kaç film, kaç şiir sığar..
hadi hadi olsun 4 kere gözünü açıp kapadığın o sürede.. 4000 yıl özledimdi seni...
sayılar numaralar rakamlar hesaplar kitaplar...
yapma diye yalvarmıştım sana, yok yok hesap edemezsin, aklına sığmaz her gözünü kırptığında bi adamın 1000 yıl eziyet çekmesi. yok yok...
bunun hesabını veremezsin...sana hesap soracak değilim ama habrin olsun;
hesapsız kitapsız zamansız ... özledim seni...

17 Kasım 2017 Cuma

ölmedim küçüğüm.. gibi bişey oldu da...
benim kararım değildi, tercih hakkım yoktu, yaşamam gerekti, zorunda kaldım. ölmedim küçük ve kaç kere ölmek gerek ki bunun için sadece; sen hiç merak etmedin..
nefes alamadığım oldu. bana yüzyıllar gibi gelen, demek ki yüzyıllarca nefesim kesildi. ama ölmedim küçük, ölemedim. ölemezdim. nefes almak gibi "sözler" benim için. susamadım ben. geceye, karaya, aya, adı sen olan ya da sana adanan yıldızlara, gezegenlere, delilere, sarhoşlara, fahişelere, günlerin ve gecelerin emekçilerine, çaycıya, çöpçüye, hademeye, öğrencilerime, öğrendiklerime, anneme, babama, kardeşlerime, sabah pencereme konan güvercinlere ve adının kumru olduğunu senden öğrendiğim boz renkli serserilere, göğe, güne, güneşe.. söz ettim, hep. hep senden.daha içinde sen olmayan bi cümle kurmadım. sana verdiğim sözlerim ve seni tanımadan önce ettiklerim, zaten onları da sana vermiştim, bilirsin ya, bundan sonraki "delirê-meme-lerim de hep senin, hep senin için. kağıda, deftere peçeteye, göğe, geceye, suya yazdıklarım. hatıraladıklarım ve hatırlamadıklarım, aklımda tutamadıklarım , unuttuklarım... 
ahh bi de tutamadığım sözler... ahh..
sözvermiyorum artık küçüğüm.. sözlerimi sana verdiğimi bağıra çağıra haykırabiliyorum da, adını kimseye anamıyorum. kıyamıyorum. benim sayfalarca aradığım, satırlarla anlatamadığım bi yarım gülüşünü, bi yarım cümleni kimseyle paylaşamıyorum. bende kalsın senin söylediklerin. ama sana sözlediklerim? neden-niye bilmiyorum da herkes duysun. sen de kızmazdın sanki.. ya da kız ne bileyim! ben artık sana kızabiliyorum. sinirlenebiliyorum bazı bazı, serzenebilirim ara ara artık sana.. ama sık sık, ama hep, ama ben seni çok..

seni hep.. ben seni her nefeste, her kalp atışında o ne güzel ritimlerde
ben seni çokk özlüyorum...

zikrin ne güzel sessiz sessiz, tekrar tekrar..

26 Eylül 2017 Salı

aklım gitti, sen beni aklından kovunca. aklımdasın diye, kıyamadım aklıma; aklımdan olamadım.
delirebilemedim...
26.09.17

20 Mart 2017 Pazartesi

sözlerim bitti...

otuzyedibuçukyıl ve yirmi gün.. bugün; hayatımda hiçbir konuda hiç bir şey beceremediğimle yüzleştim. hiç bi şey olamadım.hiç umurumda değildi bugüne kadar; sen geldin. afilli sözlerim vardı senin için, eskileri de sana vermiştim, şimdi dişerim un ufak oldu sıkmaktan, açmayayım ağzımı, ağzımdan zehir, ağzımdan bok akıyor.. içimde tutmadığım sözlerim gitti. verip de tutamadığım sözlerle kaldım, gittin; sözlerim bitti_

27 Şubat 2017 Pazartesi

hâtıralayamıyorum...

hatırlayamadığımı hatırlamak çok canımı sıkıyor, unutmak için unuttuğumu; bozduruyorum aklımdan kalanları...

18 Şubat 2017 Cumartesi

gülüşü yarım, çık dışarı oynayalım...

akşam ezanı okundu, topunu aldı gitti.. annesi zaten pencereden çağırıp duruyor. gitme dedi çocuk, oynayalım azcık daha? Hı? birazcık daha oynasak? yok, kucakladı topunu yumuk elleriyle seke seke gitti. bakakaldı çocuk arkasından. dolu dolu gözleri, yürü git dedi.. eşek dedi deli,.. hiç yakıştı mı çocuk sana zaten anneler seninle oynamasınlar diye tembihlemişler, kimden duydun sen o ayıplı sözleri hem?, dolu dolu gözleri bağırmasa ağlayacak belli...
yerden yarım bi izmarit aldı, cebinden kav kibrit çıkardı, gözlerinden ateş çıkan çocuk, yok yok ağlamayacaktı.. bok dedi.. bokum gibiymiş topun da zaten, yürü git!
yakıştı mı çocuk sana, hem ne var onun topu, alır gider, oynadığın kadarına teşekkür ettin mi? kimse oynamazdı sokakta seninle, o korkmadan yanına gelmişti. şimdi topunu alsan elinden, olur mu o üzülür ki? yapmazsın di mi sen?
akşam ezanı okundu, topunu aldı gitti.. kırmızıydı eteği, pabucu, simsiyah saçları karmakarışık rüzgardan bi eliyle onları düzeltti hemen sarıldı geri topuna,
hadi sen de git evine çocuk hem hangi mahalledensin sen?
ahh..
ben ne bileyim çocuk?
evin olmadığını

2 Şubat 2017 Perşembe

hergünü sana anlatıyorum saniye saniye aynı anda gündüz düşleri hep sana dair, geceleri uykularım kaçıyor

31 Ocak 2017 Salı

doluşmuş genci-yaşlısı, çekgini hovardası, bi hüzünlü bi mutlu ama hep umutlu, hep suskun, hep gürültülü... hep karışık, karmakarışık...zeki mürenden orhan gencebaya geniş bi ruh halindeyim. kaç kaç zamandır yatağımdan kalkmaya yok da mecalim;
içim bi meyhane bu akşam...

27 Ocak 2017 Cuma

soğutamıyor gecenin serinliği,
susturamıyor gecenin sessizliği,
alev-alev, çığlık-çığlık sensizliği!
çok uzak bi şehre yağmurlar düşer, içimdeki bi şiire bi damla...

23 Ocak 2017 Pazartesi

15 Ocak 2017 Pazar

ucu bucağı görünmeyen bir yola düştüm. düşe kalka yoruldum. ne oldu bilmem, nasıl oldu ama durdum. meğer; herkes yürürken, bilmedikleri yerlere koşarken, ben oturmuş seni beklemişim senin geleceğini bile bilmeden. o kadar çok beklemişim ki, son gençliğime doğru şimdi hem yolların yılların yorgunluğu, sen gelince fırlayıp kalkamadım yerimden, öyle tutulmuş uyuşmuş bacaklarım, yürümeye yürümeye yürümeyi unutmuşum, o kadar beklemişim.
yolu seyrettim, yolcuları, karışmamışım hiç aralarına, takılmamışım peşlerine, önümden geçenler takılmasın diye ne kadar sakınsam, takılanlar sendeleyenler olmuş, özür de diledim hepsinden. dönüp gitmişler, bazıları dönüp bakmadan, bazıları küfür kıyamet, bazıları tekme tokat.. önüme bozukluklar atan da olmuş, kısa süre gelip yanıma oturan da, oturduğum yerden kovan da... beklemişim...
sonra sen geldin...sağ yanımdasın; sağ yarım yokmuş sen gelmeden..
şimdi sen herkesin koştuğu bu yolun kenarında oturmak istemezsen, herkesin gittiği ve ama neye niye gittiğini bilmediği yerleri merak edersen? ben seninle her yere yürümek istemez miyim, sen beni ister misin? bilmem de ben sen yürüme taşıyayım sırtımda istemez miyim? ama korkuyorum küçük; o kadar çok beklemişim ki seni, oturduğum yerden kalkabilir miyim? bir daha yürüyebilir miyim?

yüz gün olmuş yüzünü avuçlarıma almayalı,

aşk

aklını başına al!
başına geldiyse hiç düşünmeden, alıp başını gitmeli insan, akıl baştan gitmeden.. yaşına başına, başına sonuna aldırmadan...

9 Ocak 2017 Pazartesi

21 Aralık 2016 Çarşamba

gündönümü

sizinkiler ne zaman kısalır bilmem de benim gecelerim hep uzundur,.. kara geceye yakışır, karartmayın hayatları yeter, yetsin! bitsin, gitsin içimizdeki karanlıklar...

16 Aralık 2016 Cuma

nadas..

senden-benden çok fazla, ne benim afilli sözlerim yeter, ne senin güzelim susmaların...
şairlerden, şiirlerden en çok da gök'ten medet umduğumuz dile getirsin diye O şey., anlamadığımız, anlayamadığımız, anlatamadığımız kadar güzel...
sarılmalar bilir, sarılmalar anlatabilir ancak..
onları da kimse bilmesin zaten..
çokk özledim...

5 Aralık 2016 Pazartesi

toroslar



memleketim dedim ya sana sarıldığım her şehre! aklımı aklına bıraktım, memleket oldu aklın, memleket oldun ya? sana memleketi anlatayım;
çünkü gitmesek de, o köy bizimdir, bizim evde toroslara ancak cenazeye gidilir..
aghh be torosların da bi dili olsa bi şivesi, bi zaza, kurmançi isyanı, bi bektaşi nefesi,bi kemençe figanı..
yok ki torosların derdini anlatsın
ahh yiğittir torosların kadını eri, sevdi mi toroslar gibi yücedir, dellendi mi toroslar gibi dik, kayaları gibi sert, kızınca öyyle yaman, yoktur aman. bakma tahta kaşığa öyle vurduğuna,bakma dönüp durduğuna;
torosun adamı vuramaz, kıyamaz, döner kendi etrafında, etrafında döner sevdiğinin, deliye döner de bazen, torosun adamı dönmez yolundan..
yamandır torosun kışı; nefesin donar, suyu serttir, kardan erir zirveden gelir,insanı merttir,.
... de bi çift göze, bi çift söze erir...

toroslarda sevdalar saza, söze değil kalplere işlenir!
toroslardan bi adam,
toroslardan bi kadın sev!!
sana sözler,
sana şiirler,
sana besteler...
ver(e)mez de;
can ını verir!!!
ha ben sana geldim ya torosların inadı gibi, dağları yerinden oynatırcasına, canım ya ferhat dağ delmek, ulen mecnun çölgeçmek de dert midir?
hah işte o toroslar biraz benim içimdir, sanki toroslar benim içindir, o toroslar illa ki ben dir...
bi yanı akdenize bi yanı bozkıra bakan, suyun ve susuzluğun ortasında yüce bi sınır..
şimdi sana torosları anlatmam küçüğüm, ne kadar küçük olduğumu toroslara baktığımda anladığımdan, memleketim be küçük, memleketimsin ya sen, öyle küçüğüm, küçücüğüm,
sana her baktığımda...

ankarada, masamda gaziantep mutfağı, kulağımda karadeniz müziği, aklımda istanbul, iki duble sonra...

1 Aralık 2016 Perşembe

23 Kasım 2016 Çarşamba

şimdi günlerdir çakılıp kaldığım kanepede bile bakamıyorum sağıma, bakıp da seni görürsem diye, sarılamayacağımı bile bile...

17 Kasım 2016 Perşembe

14 Kasım 2016 Pazartesi



https://www.youtube.com/watch?v=z9lh6n839Xs


ben böyle uluorta bağırayım, bi tek sen anla:)) sezenler olur mu bilmem de arayanlar ne çoktur seni, seni sevmek ne doğal, herkes sever ki seni, biri ben... benim haberim bile olmayacak dinlerken alt dudağını ısırdığından, olsun.. hepsi hepsi bi satırını al senin olsun! ben sana deyince benim olmuş, şimdi senin olsunmuş bi şarkıdan hepsi hepsi bi satır, bi kafiye bi kelime,. benim çok sözlerim var da hem nası havalı off nası afilli, benim sözlerim bana yetmeyince iyi ki var şiirler, iyi ki var şarkılar, kocaman sonsuz binmavi gökyüzü var hem, iyi ki sonbahar geldi de her sarı yaprak bi elçi bin kitap yükü taşır benden sana şimdi, ve kızıllar morlar, iyi ki onlar herkesin... de; iyi ki seçtiğin bi satır bi kelime bi nota şimdi.. sadece senin!


senin için..


kızarmısın ki burdan herkes duysun da; bissürü şarkı bisürü şiir bisürü şair şimdi daha mutlu ben seni böyle sevdiğim için..


gülümseyerek uyan! haberin olmadan rüyanda çalacağım söyleyeceğim dansedeceğim uyandığında hatırlamayacaksın, uyumak zor, uyanmak dertken hem de uzun zamanlardır sebepsiz bu sabah gülümseyerek uyan, sen bile hatırlama ben bileyim, dudağımın kenarında bi gülümsememsin bazen gördüğün, bazen görmediğin... o ışık ışık kocaman gözlerinle nasıl görmediğini bilmediğin..


öyle güzel ki gözleri, kocaman kocaman....

10 Kasım 2016 Perşembe

dilbilgisi

Aşk bir eylemlilik halidir. ne güzel eylemdir aşk, başkaldırmak. isim tanımından kurtulmuş eylemdir aşk, isimlere, sıfatlara aldırmayan, zarflarından, zamirlerinden, açık gizli öznelerinden ve 3. tekil-çoğul şâhıslarından müstesnâ, tek başına, hem başlıbaşına cümledir, cümle âlem de aşk içindir. her dilde yazıldığı gibi okunmaz da; yaşandığı gibi hissedilir. tamlanmaz, tamamlanmaz, tanımlanamaz da.. özel isimlerden de başka her nasıl yazılsa; her harfi büyük okunur aşkın...
ve aşk küçüğüm illâ ki işteş bir eylemdir.

31 Ekim 2016 Pazartesi

yazmak; seni özlemenin en güzel halidir. sıla gibi her satır, her şiir. memleketim sana sarıldığım her şehir..


*sıla: Bir süre uzak kaldığı memleketine, vatanına ve yakınlarına ulaşma, kavuşma

30 Ekim 2016 Pazar


aynı saatte, aynı günde,
sonbaharla buluşmuşuz ikimiz de
ikimiz iki ayrı şehirde
üzerimizde uzun hırkalar,
benim ki sevdiğin mor, sarısına sarılsın diye baharın,
senin ki gri olsun hani üzerindeyken bana sarıldığın..
aynı sonbahara anlatmışız birbirimizi
aynı sonbaharı anlatmışız birbirimize
ikimiz de aklımızda
ayrı ayrı, aynı anda,
uzak ama yanyana
sen bana sarıldığın şehirde,
ben sana sarıldığım şiirde..
"biz" yanyanayken...


29 Ekim 2016 Cumartesi

kısaca..

Yürek kendini koşulsuz güzele verendir. (oruç çakmaklı, 2016)

ilelebet



Cumhur: (ﺟﻤﻬﻮﺭ) i. (Ar. cumhūr) Halk topluluğu, halk
-iyet: Sıfat ve isimlere eklenerek türkçedeki lik -lık ekinin vazifesini yüklenen ek.

Cumhur-iyet "halk" olma durumu, "halk"lık. yönetim biçimi olarak isim olarak ifade ettiği halkın kendini yönetmesi.

Türkiye Cumhuriyeti' nin kuruluşu mucizedir. Hz. Musa'nın denizi, Hz. Muhammed'in Ay'ı ikiye yarması gibi, Hz İsa'nın ölüyü diriltmesi gibi mucizedir Cumhuriyet. 13 milyon ölünün dirilmesi!
hayatın kendisinin mucize olduğunu bilmeyenler, kıymet bilmiyorsunuz. ne ateşin ne suyun, ne güneşin ne yağmurun, ne ağacın ne taşın, ne meyvenin ne çiçeğin, ne insanın ne hayvanın... kıymetini bilmiyorsunuz. sadece doğmuş olmak mucize iken kendini sevmeyenler, e başkasını sevmek mümkün değil zaten, bi çocuğu sevmek, bir kadını, bir adamı, sevmeyi bilmiyorsunuz. bir "halk" ı nasıl seveceksiniz lan?
kötüsünüz, çirkinsiniz, kalpsiz, ruhsuz, vicdansızsınız.

hepinize diyorum. "siz" diyorum, ben başka "siz" başka artık. ayrı. olamayız yan yana. "biz" demem ben daha. benim biz" im başka. biricik.

her şeyi ve herkesi sevecek kadar kocamanken kalbim, sevdiğim her şeyi bok ettiniz. o güzelim insanların kurduğu Cumhuriyetin çocukları, siz nasıl, nasıl böyle boktan bir kalabalığa dönüştünüz. neden?

nasıl ki sen ne yaparsan yap Dünya'ya bir şey olmaz, sen toprak olacaksın, dünya olacaksın istesen de istemesen de, Dünya senden önce de var idi senden sonra da var olmaya devam edecek.
Cumhuriyet de öyle. siz ne yaparsanız yapın, ne kadar hak etmeseniz de kurucusunun dediği gibi nâçiz vücutlarınız elbet toprak olacak fakat;

Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacak!


***
naçiz: (ﻧﺎﭼﻴﺰ) sıf. (Fars. olumsuzluk bildiren nā- ve çіz “şey” ile nā-çіz) Adı anılmaya değmeyecek kadar ehemmiyetsiz, hiç hükmünde, değersiz,

pâyidar: (ﭘﺎﻳﺪﺍﺭ) sıf. (Fars. pāy “ayak” ve dār “tutan” ile pāy-dār) Kalıcı, devamlı, sâbit.






21 Ekim 2016 Cuma

gideceğim birazdan sesimi alıp, sesim sende kalacak aslında ama geçecek o tütsü kokusu,
gideceğim şimdi ellerini bırakıp, ellerin bende kalacak aslında, ellerinde ellerimden kalan tütün kokusu...
"Olan" aşktan ibâret,  aşık olmak ibâdet...

19 Ekim 2016 Çarşamba

hatırlat da bana seni hatırlatmayan bir yer bulayım sabaha, bir şey, bir tek şey olmaz mı ya.. seni hatrılatmayan? bir kişiye senden bahsetmeyeyim mesela, olmaz mı ki? sana anlatılmayan bir zaman, bir an geçmez mi? ya da boşver bulsam da nasıl olsa ilk iş sana anlatacağım aklımda.. sen benden iyi bilirsin değil mi? benim anlatamadıklarımı dahi, yeri gelir ahmed arif seninle konuşur bemim yerime, bazen bi şarkıda ya da bi şiirde bi cümle..
sen benden iyi bilirsin değil mi; bi an düşünmekten seni, vaz geç mem ki!
sen benden iyi bilirsin değil mi; sen bırakmasan, ben elini hiç bı rak mam ki...
günaydın demeden uyumayı mı öğreniyorsun? kabuslar, hayaletlerle uğraşayım ben sen güzel uyu diye, gecem gündüzüme karıştı şimdi. ne gece varsın ne gündüz, ne yanımdasın ne yakınımda? sen neden gelmez oldun. sen aklına yine gitmeyi mi koydun, aklını ev bildiğimi unutup... kendi aklından gidemeyeceğini sen bilmez misin?
08.09.2016