20 Mart 2026 Cuma

sustum..

Sustum.. bile isteye acıttın ya canımı? Ben o gözlerinin parladığı ,neşeli, keyifli, bir anda ve evet iğrenç ama geldi aklıma, geçti aklımdan canını yakmak..

Kıyamadım.

Sustum..!

 


 

6 Mart 2026 Cuma

yavaş yavaş

öncesi de vardı, hatırlamaz insan. ne acaip şey nisyan? ona sorulmadan bu dünyaya gelir, ilk yaptığı feryat figan! çünkü bu dünyaya gelmek en büyük cezadır ve avazın çıktığı kadar ağlatır. böylece ilk nefesini alır, sonra yer, içer insan. yaşamak için. ölüme direnmek, ölümü ertelemek için. her nefeste ölüme bir yudum daha bir lokma daha yaklaştığını bilmeden, yok yok bilmemek ne mümkün ama bilmezden gelerek, düşünmemeye çalışarak..

unutmak gerek! öleceğini!! unutmak gerek sana acı veren her şeyi! uyuşmak gerek. uyumak, uyuyabilmek ne mümkün de sızmak gerek yaşamak dediğin acıya katlanabilmek için.

biliyorum lan her nefeste, her yudumda yavaş yavaş ölüyorum !

onun için zehirliyorum zihnimi, bedenimi, nefesimi, çekiyorum içime, döküyorum içime içime, korktuğumdan, kaçtığımdan değil be; hem yaşamaya hem ölüme küstahça gülümsüyorum…

27 Şubat 2026 Cuma

gidiyorsun madem..?

gidiyorsun madem, koltukta kalan bir tel sarı saçını da al, parmağıma doladığım, aklımda dolanan soruları da al götür, hiçbirini cevaplamadığın,! sarı sayfalarda sayıklamalarım bana kalsın; içimde tutamadığım sözlerimi geri ver! verip de tutamadığın sözlerini al yanına..

geri verebilseydim gözünden dökülen iki damlayı? onları da al der miydim..?  günlerce döktüm gözümden de ne binlerce damlada, ne kasımda, nisanda yaz yağmurlarında aradım da bulamadım o iki damlayı… vazgeçemedim senden değilse de o ki damladan. unutamadım o iki damlayı ben.

gidiyorsun madem..

neden gidiyorsun diye sormadım da

neden aklımdan,

neden rüyalarımdan

çıkmıyorsun???

bıraktığın üç beş kafiye..


 

25 Şubat 2026 Çarşamba

gittttttt

kötüyüm, karanlığım,biraz çirkinim, yaşlıyım çokk ,.. gitt!!

gelme girme rüyalarıma, yağma yeter gözlerimden!?!!


 

24 Şubat 2026 Salı

neden?

sikmişim vuslatını! sen benim vedâmı, bizim vedâlaşmamızı hiç ettin, neden?? üstelik hiç kimse hem de hiç kavuşmadan, böyle masum, böyle mahzun, böyle güzel ayrılmamıştı hiç kimseden..

gelmedin, gelemedin de gidişine hayran olmuştum., berbat ettin,

nedenn???


 

9 Ocak 2026 Cuma

yalansız dönmüyor dünya

ne kötü şey lan yalan?

hiç yalan söylemezsiniz hiçç biriniz ve hepiniz de nefret ediyorsunuz değil mi yalandan,  yalancıdan?

hadi lan oradan!

gerçeği, sahiyi, sahih olanı, aslı, aslolanı, olanın olduğu halini olduğu gibi görebilir misin? imkânsız ama elinde olsa da görmek ister misin?

yalanlar güzel lan! hayaller, düşler, hikâyeler…

olduğunuz hiç olmamış, olmaz; özünüz bok gibi, göremezsiniz, gösteremezsiniz, taklitler edeceksiniz, maskeler takacaksınız, rollere bürünüp kuklalar gibi gezineceksiniz, çaresiz,.. renksiz, kokusuz, tatsız, acımasız, vicdansız, heyecansız.. aşksız 

hiç yalan söylemeyin yalanları - yalancıları sevmiyorum diye! gerçeğin üzerine örttüğünüz, büründüğünüz sahte rolleriniz bile beş para etmez!

yalanlarınız ama en büyükleri ha ;

en uçarı, en saçma, en absürt, en komik, en ayıp, en yasak, en günah, en imkânsız,..
sizden çok daha güzel be?!.

aslınıza sıçayım, göründüğünüze sokayım, bana yalan söyleyin lan! en afillisinden!!

yoksa ben değer bilmez, kıymet bilmez, basit bir cümle kuramayan, cahil hem de küstah birine yazar mıydım aşağıda paylaştıklarımı?

muhteşem yalanlar söyledi lan! yalandan bakışına, gülüşüne, göz süzüşüne, ben o yalan kadına ve yalanlarına yazdım, çizdim, döktüm içimden, gözümden sözümden..

bir de üzerine teşekkür ettim..

yalanlar güzel lan! hayaller, hikâyeler, düşler, düşüşler.. uyandırmayın, kaldırmayın beni…

 

7 Ocak 2026 Çarşamba

ahde vefa?!


 



ah bağırasım, çağırasım var avaz avaz kalabalıklar ortasında hem yüzüne yüzüne, yüzsüzlüğüne itirazım, isyanım var! şimdi beni görmezden gelirken sen, neden söyledin o zaman, neden unutamıyorum ben; görünce iyi olduğunu, görmek istediğini, aşırı çok.. sarılmak istediğini, kısacık öğlen uykunda bile rüyanda gördüğünü...

gerisini yazmayacağım ben,

sen unuttun zaten ?,,

susmayı öğreniyorum...


14 Aralık 2025 Pazar

yürekten bi "hoşça kal"


iki kere veda etmiştim sana,, ikisinde de aklım başımda değildi. belki de o yüzden inanamadım dönmeyeceğine;? gelişin zaten akla hayale sığmayacak bir şeydi.. ve sen öyle güzel gitmiştin ki.. buradan gitsen de bana gelmesen de benden gitmezsin sanmıştım.. sen unuttun da ben söylediklerini unutamadım, üstelik defalarca aksini söylemiştin de sen o kadar değerli, kıymetli görmedin, öyle saklayamadın be ama ben.. bari yıkmasaydın, yakmasaydın, keşke bile bile bu kadar acıtmasaydın,,

yasını yaşadım bi başıma, adını bile anamadan kimseye…

denial, anger, bargaining, depression, acceptance..

yasın aşamaları demişler. yaşadım hepsini. adım adım,  bazen geri dönerek tekrar bir önceki adıma sonra bir daha,.. inanamadım, inkâr aklımda, kızdım, kırıldım, bağırdım çağırdım, rica ettim, yalvardım, dua ettim, düştüm, kalkamadım, içtim, sızdım, hiç uyumadım, ağladım çok, acıdı aşırı çok…
kabullenemedim hala,,

ama bugün, bir okyanus kadar döktüğüm gözlerimden iki damla daha döküldü güneş batarken ve ben üçüncü kere veda ediyorum sana,,,

ne zaman döneceksin, ne zaman yine öyle gülümseyeceksin,? yaşıyor musun onu bile bilmiyorum. bekleyecek miyim? aklımın derinlerinde bir yerlerde evet..

ama sen emin ol e mi? eğer yaşıyorsan bir yerlerde, öldürmediysen bi tek benim bildiğim o güzelim seni ya da senin de hiç beklemediğin bir anda diriliverirse ve ben yaşıyorsam o zaman hâlâ.. aylar ya da yıllar/yollar sonra.. bulutlardan nasıl yere düşmekten başka şey bilmez damlalar, öyle geleceksin! Sıcacık yağacaksın..

ve sen emin ol ben sana yine “hoş geldin” diyeceğim!!
ne yapayım ben böyleyim;? akıllanmıyorum, uslanmıyorum, ders almıyorum..

ne güzeldi gelişin, gülüşün,? teşekkür ederim!! öyle baktığın için…

çok sevdim seni, seni çok güzel sevdim be imkânSIZIM!

HOŞÇA KAL …          

                                    




 

12 Aralık 2025 Cuma

ben bekledim be,,,


neden çıktı, nerden çıktı karşıma, nasıl oldu bilmiyorum, karşılaşmaların en güzeliydi. tanıyamadım bile öyle kısacık bi anda?! sabaha karşı yazdıklarımı ağlayarak ezberleyen, görmek isteyen bi kaç saniye, ama çok, aşırı çok.. görünce iyi-leşen, sarılmak isteyen, sarılabilemeyen,, kısacık öğlen uykusunda rüyasında gören, bir milyon km ve bir milyon yıl uzaktan gülümsediğinde aklımı, ruhumu, içimi ısıtan, değil öpmeye parmağımın ucuyla dokunmaya kıyamadığım elindeki benine bir isim verelim dediğim, aslında vedalaştığım daha önce ve veda busesinde gözyaşı gözyaşıma değmiş bir kadın o gece yavaşça eğildi, kapattı gözlerini, avuçlarımın içindeydi bakmaya kıyamadığım yüzü, öptüm sıcacık, tadını hala ve asla unutamadığım yasak dudaklarından.. ellerimle kokladım saçlarını, parmaklarım değil hatırlamadığım rüyalarımla dokundum kuğu gibi boynuna, canımın değdiği tenini anlatacak bir kelime hem de hiçbir dilde icad olunmadı hâlâ,,, 

“yoo hiç yanlış hissettirmiyor” dedi, içinden değil de sesli söyledi diye şaşırdı kısacık, parladı cânım gözleri, indi arabadan, sürükledi küçük valizini, bi otobüse bindi,

gitti,.,

bakakaldım arkasından darmadağın, saçma sapan,  kalakaldım orada, daha kaybolmadan kalabalıkta özledim, koşup peşinden; gitme desem ? olmaz! dönecek nasıl olsa? ama ya..??  yok yok dönecek nası olsa… beklesem mi bin yıl olduğum yerde, geri dönsün diye?..

bin gece, bin gündüz geçti, nereye gitti, şimdi nerede, nasıl, kiminle ?? bilmiyorum ama

 geri dönmedi,,,



 

11 Aralık 2025 Perşembe

yannn

 yana yana dön, döne döne yan, yana döne dön gel bana..

canın yansın! yaktığın kadar yan dediğimde ben kahır, ben küfür, ben beddua etmedim ki sana,,

canın yanınca anlayacaksın; ne kadar yaktın.. önce tutuşacaksın, parlayacaksın, alev alev yanınca hatırlayacaksın, yolun, yönün, kıblen, kâben benim. sen bi damlasın ben okyanus, senin evin, sonsuz sığınağın benim demiştim ya sana, sen şimdi yangınsın, ben cehennem, senin ocağın benim…

gözümden sözümden döküp damlaları değil fırtınaları, söndürmeyeceğim, yanmanı izleyeceğim. yağmur yanar mı? hayret edeceğim , etrafında sema edeceğim, şükürle, şükranla, sana şarkılar, sana şiirler söyleyeceğim, baktım yetmedin sen yanmaya etimle, kanımla, canımla ateşini besleyeceğim,. ne kadar sürse sönmeni bekleyeceğim, küllerinden yeni bir sen doğarken büyüleneceğim…

hatırlamazsan beni yine? bende yandığını, bana yandığını, benimle yandığını? ya uzanıp da dokunmazsan bana? sarmazsan? sarılmazsan?  yandığın , söndüğün, yeniden doğduğun ocaktan yükselip yok olursan???

kırılmayacağım bu sefer, kızmayacağım,, gidişini izleyeceğim, kaldırıp başımı göğe bakacağım, gülümseyeceğim son kez ve huzurla kapatacağım gözlerimi bir daha açmamak üzere..

sarılacağım tanrıya…

 

 

8 Aralık 2025 Pazartesi










çok acıdı..! çok kırıldım, çok üzüldüm, çocuk gibi ağladım, uyumadım hiç, sızdım biraz, içtim çok, yazdım hep, yalvardım bazen,,,       NEDEN???    HAKETMEDİM!

çok acıdı..! çok kızdım, çocuk gibi bağırdım-çağırdım, kırdım, döktüm, küfrettim, kahrettim, sordum             NEDEN???     HAKETMEDİM!

bin sorum vardı.. birine bile cevap alamadım.. soramadım bile           NEDEN???    HAKETMEDİM!

Sustum,,,

o kadar kızgınım ki şimdi kendime, biliyorum; şu an çıksan karşıma, geçip gitsen yine hiçbir şey demeden, onca şeyden sonra, sadece dönüp bi baksan, hani o yalnız bana baktığın gibi,  koşa koşa köpek gibi yanına geleceğim?! bir milyon km uzaktan fısıldasan sadece; rüyana gireceğim?! bir saniye görsem bin gece gözümden sözümden dökeceğim,,,               NEDEN???