Hakkımda
09 Eylül 2009 Çarşamba
ben okudum, benim oldu..
ben de böyle yordum tamamböceğinin sonunda.
ne güzel bir aydınlanmadır aslında semihin hiçbir satır eklemeyecek hiçbir satırı değiştirmeyecek ruh halinde olmasının, erdemli bir hareket olmaktan başka, aslında hiçbirşey isteyebilemediğini farkettiği an. itiraf edermi kendine? bahaneler mi bulur yoksa. aslında koyar insana başta ama anlayınca... o zaman herşey ne kadar kolay, istifayı basıvermek, daha fazla sevilebilmek, yukarıdan bakabilmek küstahça belki biraz.semih artık ne kadar sağlamdır ne kadar rahattır; semih artık yoktur çünkü, olmamayı yaşamak, kaybolmayı bilmek, kaybolabilmek kaç kişinin harcı. kaç kişi inanılmaz kadar gerçek bir düş görür? kaçı uyanabilir sonra.? şikayet etmeden aklını tutup kafatasında, sırıtarak kelle tadında kaç kişi sabredebilir ki buna.?
ne kadar büyülü ne kadar muhteşem olması gerektiğine inanmıştık aslında. ne kadar zorlu nekadar karışık yollar vardı önümüzde, ne dertler beklerdi bizi kimler çözecekti allahı bu problemleri...?
ama sen olmayınca.. olmamayı yaşayınca.. kaybolunca bir gece uykunda, aynada yada yazdıklarındaki yansımanda...
"hepsi hepsi hayat nasıl olsa..."
08 Ağustos 2009 Cumartesi
31 Aralık 2008 Çarşamba
tur atmak,atlamak,atlatmak
25 Aralık 2008 Perşembe
güneş açtı bu gün
güneş açsa bari yarın aralıkta ankaraya.
21 Aralık 2008 Pazar
ölüm, doğum, karmakarışık aklım.
ama amcan seni düşündü bu sabah. bu akşam öğrendi sen geleceksin amcanın bombok dünyasına. ağlayarak... sen doğmadan, ağlamadan, bu dünyaya daha sesini duyurmadan, ağladı senin için sen bi daha hiç ağlama diye, hep gül diye, amcan gibi olma diye.
19 Kasım 2008 Çarşamba
uyursam
şimdi uyursam yarın saatlerce çıkamayacağım yataktan, sevmediğim gün bile doğmayacak, sulu siyah bir gökyüzüne dönecek gözlerim; kasım, ankara.. çıkamayacağım yataktan gri gökyüzü göğsüme bastıracak daha da saklanacağım yorganın altına. bir gün daha boşa gidecek gecesinde hiçbirşey olacağını bile bile...
04:21
uyumazsam yarın bulanık olacak sinirli patlamaya yağmaya esmeye gürlemeye hazır..
ankara gibi kasımda..
yarın boktan olacak...
yarın yapılacaklar yapılmayacak..yarın nasıl bitecek, kasım nasıl geçecek..
04:26
bi ara bu postlar silinecek...
güneş doğacak, güneşe dönülecek, güneşe yolalınacak..
04:29
günaydın imam efendi, günaydın sokak kedisi, günaydın yağmur..
günaydın sesini duyduklarım, günaydın duymazdan geldiklerim..
05 Kasım 2008 Çarşamba
BALAYI
melis ve emre evlendiler. e kendileri yukarıda görüldüğü üzere şahane insanlar olduğundan mütevellit ne nikahları ne düğün/balayı anlayışları geleneksele öykünebilirdi, ve hatta yakın bile olamazdı. cuma gecesi doluşup otobüse hep beraber balayına gittik. istikamet kabak vadisi. saattlerce süren otobüs yolculuğunda elbette içerek ve bol gülerek sabaha doğru uyuklayarak sıkıntısız ve aksine neşe doluyor insan ruh halindeydik . çavdır adlı beldemizin emniyet görevlileri bizi durdurup saatlerce bekletip 5000ytl ceza kesene kadar herşey yolundaydı. şaka değil yazıyla beş bin yeni türk lirası. 
kabak vadisine vardığımızda yol yorgunluk hepsi bi anda yok olmuştu bile. tanrının master designer olduğunu hatırlatan, güzellik anlayışının değiştiği, kelimelerin nefeslerin yetmediği ama dokunulabildiği, örülebildiği, solunabildiği bir yer.
Shambala adında bi kamp mekanıydı kaldığımız yer, çadırların kurulması eşyalar, yemekti içkilerin hazırlanmasıydı, sahne nin kurulması bi yandan ,e denize hasret iç anadolu insanları ıslanıp geldiler.derken akşam oldu.
the wedding band, wed the band yada habe habe band adlı güzide topluluğun bir kısmı.hazırlayan arkadaşımızın "ne var abi herzaman içtiğimiz long island ice tea'" dediği benim sayabildiğim 10 12 şişe farklı alkollü içeceğe iki kutu nestea ve bir bardak da limon suyu eklenmiş, kağıt bardakları eriten, aklımıza kimbilir neler eden, şahane içecek aşağıdaki gibi sahnelere yol açtı; doğaldır. daha sonraki panç lar ve burbonlar rivayet olunur ki afiyetle mideye indirilmiştir. malumunuz alkol sağlığa zararlı akla faydalıdır.
bir gece için yollara düşen sabaha kadar eğlenip muhtelif saatlerde sızan şahane topluluğumuz suratlar asık yola çıkmaya hazırdı artık. 60 kişilik balayı ekibimiz istanbuldan gelenlerle vedalaşıp bu hatıra fotoğrafıyla ne kadar manyak olduğunu belgeledi.
bir kısmımız yol olmadığı için sadece traktörle ulaşım sağlanan shambaladan yürüyerek bir kısmımız da alet edavat ile ilk traktörle yukarı çıktı. bizde böyle çıktık:)
fethiyede mükemmel bi rakı sofrası sonrası otobüste aksak rap icraasıyla coşaraktan, tektek basarak sek sek sekerek en fazla da uyuyaraktan ankaramıza döndük.
hepsine herkese helal olsun. emre ve melis hep mutlu olsun.
apo otuzundan sonra doğa böcüü oldu hayırlı olsun.
