29 Haziran 2016 Çarşamba


utanmadan süzüldüm pencereden, ellerim saçlarında gezindi, yanağından öptüm usulca, sarıldım doya doya. ışık ışık gözlerini kapadı, olmaz ya yanakları parladı. o sarılmadı... nasıl bir cezaysa işte; kimse rūzgāra sarılamaz ki. 

o bana rūzgār dedi!

14 Haziran 2016 Salı

ev

gazi bir kentten daha iyi kim anlardı, kim yardım edebilirdi ki yaralı bir adama?

yârdan değil sadece yaraları,  yarlarından yuvarlanmaktan, yarım yamalak yaşamalardan, , yarıla yarıla yalnızlıktan kalabalıklardan, aklının çıkmaz sokaklarında duvarlara çarpmaktan, gecelerden-günlerden, aylardan-yıllardan, yaşından-başından, anlam veremediği, nasıl geçtiğini bilmediği zamandan. küçücük aklına-kalbine sığmayan kocaman "aşk"ı kırmadan, dökmeden, taşırmadan, taşıyamadığından. savaş alanında unutulan yaralı, yararsız piyâde. 
öyle sığındım Gaziantep'e.
çağrıldığımı, beklendiğimi, çok önceki hayatlardan bildiklerimin, beni beklediğini bilmeden geldim hem. neden geldiğimi ben bile bilmeden. şimdi gidemiyorum bu evden, bu mahalleden, bu kentten. ha evet düpedüz senin yüzünden.

öyle cömert davrandı ki bana Gaziantep...

parklarında uzandım, kavaklarının altında göğe baktım, yollarında yürüdüm, çıkmaz denen sokaklarına çıktım, çok ağladım, çok sarhoş oldum, şarkı dinledim, şarkı söyledim, bağıra bağıra, aşık oldum, terk edildim, bi daha ağladım, bi daha şarkı söyledim, yağmurlarında ıslandım, gök gürültülerinde haykırdım, şimşeklerinde yandım, karanlığımı karanlığına, karasını karama karıştırdım...
okullarına sığındım, bilgimden değil de, haddim değil be, inancımdan ve sevgimden verdim, koca koca sayılarla bakir bakire akıllara dokundum, azıcıklarından bazıları akıllarından sevgilerinden geri verdi, ben sandım ki bana bişey olmaz daha. kocaman oldum ben niye bilmem de en çok da ellerini tutunca...
senin bu yumuk ellerinde ne var bilmiyorum..*
doğduğumdan beri evden eve evsiz bi sokak köpeği olduğumdan belki evim oldu burası ilk defa. şimdi sen gidince kocaman bi soru işareti, koca bir şehri götürdün benden, şimdi ev neresiydi?
duvarlardan başkaymış ev; mekan!!; bazen bi ses, bazen bi bakış, bazen bi gülümseme, bazen saçlarının kokusu olurmuş, bazen yanağına değen başparmağım zamanı da durdururmuş da .....
ev olurmuş o zaman. ^?!
aklımı döktüğüm aklınmış benim evim... ben her evimi çok, ama en çok senin aklındaki yerimi sevdim.
gidemiyorum bu kentten. ama yokk aklında yaşayamam, yok olamam ya; anam var, yusufum var, gidemem ben benlikten, uzakta olsam uzakta da olsam, olmam lazım, ne kadar istesem de etim, kemiğim, bedenimden başka bi apo olsun!!, ;
olamam.
yok olamam!!
olamadım, bilemedim, beceremedim daha, ben istemez miyim keşke sadece senin rüyanda kalabilseydim.?  gece benim bile haberim olmadan sarılıp gittiğin.
ben gelemedim, ben gelemezdim de zaten, ben kalabilir miydim;ben bi şehre bağlanır mıydım böyle, gidemedim bu kentten sadece sen döneceksin diye...
gidemedim ya, ben bu şehirden kaldırımlarına yaramı, ağaçlarına gözyaşımı bıraktım, ben bu şehrin kaldırımlarında ağaçlarında, ben bu kapkara göğün altında, yıldızların ışığında aklımı sana açtım,.. sedefime elledin demiş "kadın" görse gözyaşlarıma dokunduğunu, dahası dayanamayıp gözyaşlarıma dokunmak istemeni... o da anlatamazdı, o da susardı daha da başka yazmazdı.
kim hissedebilir kimin içinde dikenler kalbini deler, bilebilir mi hiç bi kimse?
ben bildim...
söylemeden, bakmadan, anlatmadan, yazmadan önce hem; ben! ben bildim...
ondan aktı ya yağmurlar yanağıma.. 
ben bu şehri, ben bu kenti, ben bu gökyüzünü bile seninle sevdim...
ben kimseye diyemem de nerdeyim, bu kent bahane;

ben senin aklını ev" bildim...

9 Haziran 2016 Perşembe


ben seni müjgân* diye severim de...
korkarım; ışık ışık gözlerinin hatrı kalır!


*müjgân: kirpikler

5 Haziran 2016 Pazar


şükür, şükran...
ilk yarattığını cezalandıran, cennetinden kovan yaradan! elbette beklemezdim cezalarının daha azını. adem kadar özel, o kadar ayrı, o kadar sevildiğimiz hissediyorum şimdi. daha da ağır gelmez yüklerin. sitem sevgiden, sevildiğimden, bilirim yüklenmelerin. hak etmek için ne yaptım da bilmem. bilmem vazgeçer misin? 
üzümü sıktım, suyunu içtim, şımardım da şımardım! sen, cezalara da, hediyelere de, vermeye doyamadın.
teşekkür ederim.
gözümden akan her damla yaş için. 
teşekkür ederim, kalbimden kara göklere çaktığın parlak yıldızlara, milyalarcası benim için parlayan, bana göz kırpan, en parlak olanı bana göz kulak olan. 
teşekkür ederim kulağıma çalınan seslere. ve sessizliğine gecenin.
ay, dünyanın değil de benim etrafımda döndü, neden? teşekkür ederim hatırladığım ve hatırlamadığım hayatlarımın her biri için.
hanımeli kokusu, çimlerin yeşili, göğün mavisi, sarıldığım her ağacın gövdesi için teşekkür ederim.
her biri birinden başka her kar tanesi ve sanki benim için hepsi, teşekkür ederim.
gözyaşlarımın yetmediği zaman gökleri yarıp, gökyüzünü yakıp damla damla döktün üzerime, teşekkür ederim.
bana verdiğin akıllanmaz akla, saklanmayan aşka, sığındığım her kuluna giden üzen yaralayan hemi hepisine.. her birinde seni sevmeyi öğrendim ya acıta acıta, teşekkür ederim.
sonsuzluğunda, kısacık bu suretimin var sandığı kendimle değil sadece, sonsuz kereler, her seferinde ben senin zamanında zamansız sen oldum ya...
ne diyeyim??
05.06.2016 göreme